İSLAM TARİHİ

İslamiyet’in Doğuşu öncesinde dünyanın Genel Durumu

Siyasi Durum:

Bizans İmparatorluğu (395 – 1453) : İslamiyet’in doğduğu 7 yüzyıl başlarında dünyanın en büyük devleti Bizans İmparatorluğu idi. Bu devlet Roma İmparatorluğunun parçalanmasından sonra 395’te İstanbul merkezli olarak kurulmuştu. Hakim olduğu topraklar, Balkanlar, Anadolu, Suriye, Filistin, Mısır, Kuzey Afrika’nın tamamı ve Akdeniz adalarıdır. Bu devlet Roma hukuku, Yunan kültürü ve Hıristiyanlık dini üzerinde bir medeniyet oluşturmuştu. Çok sayıda soy tarafından idare edilmiştir. Orta Çağ boyunca yaşayan bir devlettir. Bizans İmparatorluğu 7. yüzyılda Sasaniler ve Balkanlarda Müslüman olmayan Türklerin saldırıları sonucunda zayıflamıştır. Müslümanlar Arabistan dışına çıkınca Bizans İmparatorluğu ile mücadeleye başlamışlardır.

Sasaniler (226 – 642) :

İran’da kurulmuş bir devlettir. Hakim olduğu topraklar İran, Irak, Güney Arabistan ve Azerbaycan’dır. Sasaniler, İslamiyet’in doğuşu sırasında batıda Bizans İmparatorluğu, doğuda Göktürklerle mücadele halindeydi. Dünyanın güçlü devletlerinden birisiydi. İslamiyet’in doğduğu Arabistan yarımadasında hakim olmaya çalışıyordu. Medeniyet alanında Helenistik uygarlığın mirasçılarından birisiydi. Müslümanların mücadeleye başladıkları ilk devletlerden biri olmuşlardır.

Orta Asya’da Göktürk devleti bulunuyordu.Göktürkler güçten düşmeye başlamışlardı. Çin devleti de önemli bir güçtü. Japonya’da siyasal birlik yoktu.Hindistan’da siyasi birlik bulunmuyordu.Kast teşkilatı Hindistan’da güçlü bir devletin kurulmasını engellemişti.

Avrupa’da feodal beylikler hakimdi. Batı Roma’nın yıkılmasından sonra merkezi bir devlet kurulamamıştı. Kuzey Afrika’ya da Bizans hakimdi. Afrika’nın doğusunda Habeşistan devleti vardır.

Dini Durum: Dünyada tek tanrılı dinler olarak Hıristiyanlık ve Musevilik mevcuttu. Hıristiyanlık Kuzey Afrika, Avrupa ve Bizans topraklarında yayılmıştı. Musevilik yaygın bir din değildi.Sadece İsrail oğullarına ait bir dindi.İsrail oğulları dünyanın değişik bölgelerine dağılmışlardı.Sasani topraklarında yaşayan insanların çoğu, Zerdüşlük(Mecusilik) dinine inanıyordu. Hindistan’da Brahmanizm (Hinduizm) ve Budizm dinleri hakimdi. Çin’de Taoculuk, Konfüçyüs inancı ve Budizm dinleri hakimdi. Japonya’da Şinto inancı vardı. Orta Asya Türkleri Göktanrı dinine inanıyordu.

Dünyada çok tanrılı inanç sistemi yaygındı. Dünya milletleri sınıf sistemi içerisinde yaşamaktaydı. Hıristiyanlık sınıf sistemini kaldıramamıştı. Bu olay eşitlik prensibini getiren İslamiyet’in yayılışını kolaylaştırmıştır.

İslamiyet Öncesi Arabistan’ın Genel Durumu



Arabistan’ın büyük bir kısmı çöller ve dağlarla kaplıdır. Yağışlar yetersizdir. Yarımadanın güneyi (Yemen) tarıma elverişli tek bölgedir. Ülkenin orta kısmı çöller ve dağlarla kaplı olduğu için insanlar kuzey ve güney arasında sıkı iletişim kuramamışlardır. İklim şartlarının olumsuzluğu burada yaşayan insanları göçebe (Bedevi) yaşantısına geçmek zorunda bırakmıştır. Yerleşik hayat Yemen’de gelişmiştir. Kuzey Arabistan halkı göçebeliği benimsemiştir.



Tarih boyunca Güney Arabistan’da, Main, Seba, Himyeri devletleri kurulmuştur. Kuzey Arabistan’da ise Nebatlılar, Tetmürlüler, Gassaniler ve Hire devletleri kurulmuştur.



Güçlü devletler tarım bölgesi olan Yemen’de kurulmuşlardır. Orta Arabistan’ın çöller ve dağlarla kaplı olması tüm Arabistan’a hakim olan bir devletin kurulmasını engellemiştir.



Uyarı: İslamiyet’in doğduğu yüzyılda Güney Arabistan’a Sasaniler, kuzeye Bizans İmparatorluğu hakim olmuştur. Arabistan’da iki büyük devletin hakimiyet kurması siyasal bütünlüğü engellemiştir.



İslamiyet’in doğduğu yüzyılda Arabistan’ın dini ve siyasi merkezi Mekke idi. Mekke’de Kabe’nin bulunması burayı dini merkez yapmıştır. Mekke ticaret yolları üzerinde bulunduğu için en gelişmiş Arabistan kenti idi.. Mekke’yi Kabile liderlerinin seçimle iş başına getirdiği liderler yönetirdi. Bir tür cumhuriyet idaresi vardı.



Arabistan’da Din ve İnanış: Arabistan’da en yaygın din putperestlikti. Mekke’deki Kâbe kabilelerin putlarıyla dolu idi.En büyük tanrıları,güneş tanrısı “Hübel”di. Ayrıca Arabistan’da Hıristiyanlık, Musevilik ve Hanıf adı verilen tek tanrılı dinlere inanan insanlar vardı. İran’ın dini olan Zerdüşlük de Arabistan’da tanınmaktaydı. Kabe Arabistan’da kutsal bir dini merkezdi.Arap kabileleri her yıl haç için Mekke’ye gelirler ve Kabeyi ziyaret ederlerdi.



Ekonomik ve Sosyal Hayat: Arabistan’da coğrafi sebeplerle tarım gelişmemiş, ekonomide hayvancılık ve ticaret gelişmiştir. Arabistan halkı Hindistan ve Akdeniz limanları arasında ticaret yaparak geçimlerini sağlardı. İnsanların büyük bir kısmı hayvancılık yapabilmek için göçebe hayat tarzını benimsemiştir. Tarım Güney Arabistan ve Hicaz bölgesinde gelişmiştir.



Mekke’de her yıl “Ukaz” adı verilen ticaret panayırları düzenlenirdi. Arap kabileleri “Haram Aylar” dedikleri dönemlerde savaş yapmazlardı. Panayır boyunca şiir yarışmaları düzenlenirdi.Birinci seçilen şiir kabe’nin duvarına asılırdı. Kabe ziyaret edilirdi.

Arabistan’da haram aylarda düzenlenen panayırlar, Arap kabileleri arasında ortak bir kültürün gelişmesine sebep olmuştur. Yunanlıların olimpiyatları ile benzerlik gösterir.





Arap kabileleri arasında kan davaları yaygındı. Kadınlar ikinci sınıf insan görülürdü. Kabileler arasında misafirperverlik ve kan akrabalığına büyük önem verilirdi. Arap kabilelerini, şeyh adı verilen liderler yönetirdi. Geleneklerine son derece bağlıydılar.



Arabistan halkı Sami ırkındadır. Arabistan’da Nebatlılar tarafından geliştirilen yazı kullanılırdı. Arabistan’da edebiyatın şiir dalı gelişmişti. Ukaz panayırında birinci olan şiir Kabe’nin duvarına asılırdı.

Hz. Muhammed Dönemi Olayları (610 – 632)



Hz. Muhammet peygamberlik görevi 610 tarihinde verilmiştir. Hz. Muhammed İslam dinini 613 tarihinden itibaren tebliğ etmeye başlamıştır. Kendisine ilk inanlar, Hz. Ayşe, Hz. Ali, Hz. Ebubekir, Hz. Zeyd v.s. olmuştur. Hz. Muhammed’in putlara karşı çıkması geleneklerine bağlı olan

Mekkelilerin tepkisine sebep olmuştur. Müslüman olanlar önce Mekke’de bir mahallede toplanmışlardır. Baskılar artınca Müslümanlar ilk defa Mekke’den Habeşistan’a göç etmişlerdir (615).

Uyarı: Dünyanın her yerinde yeni fikirler ifade eden Filozoflar devlet adamları ve peygamberler tepki görmüşlerdir. İnsanlar yeni fikirleri zaman içerisinde benimsemişlerdir.İslam peygamberi de ilk başlarda tepki ile karşılanmıştır. İslamiyet belirli bir süreçten sonra kabul görmüştür.İnsanlar alıştıkları inançları,kültürel değerleri terk etmekte zorlanmışlardır.









Hicret (622): Hz. Muhammet Kureyşli putperestlerin baskıları sonucunda önce Müslümanları Medine’ye göndermiştir. Müslüman olan Medinelilerin daveti üzerine kendiside 622 tarihinde Mekke’den Medine’ye göç etmiştir. Bu olaya İslam tarihinde Hicret denir.



Hicret olayı sonucunda Müslümanlar güvenli bir ortama kavuşmuştur. Hz. Peygamber İslam devletinin temellerini hicretle Medine’de atmıştır. Hz. Peygamber’in Medine’de “Sahife” adlı anayasa düzenlemesi yeni bir devletin kurulduğunu gösterir. Hicret Müslümanları bir arada toplamış ve İslamiyet’in yayılışını hızlandırmıştır. Hicret, Hicri takvime başlangıç olmuştur.



Medine’de İslamiyet Mekke’den daha erken yayılmıştır. Sebepleri şunlardır;



*Medinelilerin şehirlerinde bulunan Yahudilerden tek tanrı inancını öğrenmiş olmaları

*Mekkelilerin çiftçilikle uğraşmalarından dolayı Medinelileri küçümsemeleri Müslümanları yanlarına alıp Medinelilerin Mekke’ye üstünlük kurmak istemeleri.

*Medine’deki kabileler arası çatışmayı Hz. Muhammed’in önleyeceğine inanılması.



Bedir Savaşı (624): Mekkeliler Müslümanların mallarına el koymuşlardı. Hz. Muhammed Mekkelilerin Suriye’den dönen kervanlarının mallarını alarak Müslümanların mal bedellerini almak istedi. Bir amacı da Mekke’nin ekonomik gücünü zayıflatarak saldırı gücünü azalmaktı. Hz. Muhammed’in Şam ticareti yolunu kesmesi, Bedir Savaşı’na sebep oldu. Bedir savaşını Müslümanlar kazandı. Savaşın sonuçları şunlardır;



a. Bedir savaşı Müslümanların kazandığı ilk zaferdir.

b. İslamiyet’in yayılışı hızlanmıştır.

c. Mekkelilerin Arabistan’daki nüfusları sarsılmıştır.

d. İslam savaş hukukunun ilk uygulaması yapılmıştır. Ganimetlerin 5 / 4 savaşa katılanlara

5/1 ise devlete ayrılmıştır. Esirlerin parası olanlar, fidye karşılığı serbest bırakılmıştır. Parası olmayanlar ise 10 Müslüman’a okur-yazarlık öğretip hürriyetine kavuşmuştur. Bu olay, bütün İslam devletlerince örnek alınmıştır.

e. Şam ticaret yolu Müslümanların denetimine geçmiştir.



Uhud Savaşı (625): Mekkelilerin Bedir’in intikamını almak istemeleri, Uhud savaşının sebebini oluşturmuştur. Uhud dağı eteklerinde yapılan savaşı, Peygamber’in emirlerine uymayan Müslümanlar kaybetmiştir.Bu savaşta Hz. Muhammet yaralanmıştır. Bu yenilgi, Müslümanların peygambere bağlılıklarını arttırmıştır. Mekkeliler kesin bir üstünlük kazanamamıştır.



Hendek Savaşı (627): Uhud Savaşı Müslümanları yok etmek isteyen Mekkelileri cesaretlendirmişti. Mekkeliler Şam ticaret yolları üzerinde Müslümanların güçlenmesinden endişe ediyorlardı. Mekke’den Müslüman olanların Medine’ye göçü Mekke’nin gücünü azaltıyordu. Sonunda Mekkeliler Müslümanlara karşı büyük bir kuvvetle hareket geçtiler.



Hz. Muhammed Salman Farisi’nin tavsiyesi ile Mekke’nin çöl tarafına hendekler kazdırdı. Mekkeliler Hendekleri aşamadılar.Müslümanlar savunma savaşı yaptılar.Mekkeliler Müslüman savunmasını aşamayıp, geri dönmek zorunda kaldılar.

Hendek savaşı, Mekkelilerin Müslümanlara karşı son taarruzu olmuştur. Mekkeliler savunmaya çekilmişlerdir. Mekke’nin prestiji sarsılmıştır. İslamiyet’in yayılışı hızlanmıştır.





Hudeybiye Barış Antlaşması (628): Hz. Muhammed 628’de Hac amacı ile ordusuyla birlikte Mekke’ye doğru yola çıktı. Hudeybiye kuyusu başına gelince, Mekke’ye gönderdiği elçi ile geliş amacını bildirdi. Müslümanlar saldırı amaçlarının olmadığını göstermek için yanlarına kılıçtan başka silah almamıştı. Mekkeliler Müslümanlarla savaşı göze alamadılar. Yapılan görüşmeler sonucunda Hudeybiye barış antlaşması imzalandı. Buna göre;



a. İki taraf arasında 10 yıl süre ile savaş yapılmayacaktı.

b. Müslümanlar 1 yıl sonra silahsız olarak Mekke’yi ziyaret edebileceklerdi.

c. Reşit olmayan Müslümanlar Medine’ye alınmayacaktı. Ancak Medine’den

Mekke’ye sığınanlar kabul edilecekti.

d. İki taraf istedikleri kabilelerle ittifak yapabileceklerdi. Ancak birbirlerini düşmanı kabilelere askeri yardım yapmayacaklardı.



Önemi: Mekkeliler Müslümanların varlığını resmen ve hukuken tanımışlardır. Müslümanlar ile Mekkeliler birbirlerine yakınlaşmışlar ve İslamiyet daha hızlı yayılmaya başlamıştır. Mekkeliler Müslümanları kendileriyle eşit bir siyasi güç olarak tanımışlardır.Hudeybiye barış anlaşması ile İslamiyet’in yayılışının hızlanması,İslamiyet’in yayılışında barışçı yöntemlerin etkili olduğunu gösterir.





Hayber’in Fethi (629): Hayber bölgesinde Yahudiler yaşamaktaydı. Yahudiler Şam ticaret yolunu Müslümanlara kapatmışlardı. Müslümanların düşmanları ile ittifak yapmışlardı. Bunu üzerine HZ. Muhammed Hayber seferine çıktı. Hayber bölgesindeki kaleleri ele geçirdi. Yahudiler Müslümanlara vergi verir hale geldiler.Vergi vermek istemeyenler bölgeden ayrıldı.

Uyarı: Hz. Muhammed Hayber seferini, ticari amaçlar doğrultusunda yapmıştır. Sefer sonucunda Şam ticaret yolu kesin olarak Müslümanların eline geçmiştir.Yahudiler’in ve Mekkelilerin ekonomik çıkarlarına darbe vurulmuştur.Müslümanların Şam ticaret yolunu ele geçirmesi, Mekkelilerin saldırganlığını zayıflatmıştır.





Mute Savaşı(629): Hz. Muhammed Kuzey Arabistan’da yaşayan Gassanilere, İslamiyet’i tebliğ için elçi göndermişti. Bizans’a bağlı bu devlet Hz. Muhammed’in elçisini öldürdüler. Bunun üzerine Hz. Muhammed bölgeye bir İslam ordusu gönderdi. Müslümanlar Mute’de Bizans’la yaptıkları savaşta yenildiler.İslam ordusunun çok azı hayatını kurtarabildi.

Mute savaşına Hz. Muhammed katılmamıştır. Bu savaş Müslümanlarla Bizans arasında yapılan ilk savaş olması açısından önemlidir.



Mekke’nin Fethi (630): Mekkelilerin Hudeybiye barış antlaşmasını ihlal etmesi üzerine Hz. Muhammed ordusu ile Mekke üzerine yürüdü. Mekkeliler İslam ordusuna direnemediler ve savaşsız teslim oldular. Hz. Muhammed Müslümanlara kötülük yapan Mekkelilere af ilan etti.Şehri yağmalatmadı.Peygamberin bu insancıl davranışı Mekkelilerin Müslüman olmalarına sebep oldu.

Arabistan’ın dini ve ticari merkezinin Müslümanların eline geçmesi

Müslümanları Arabistan’ın en büyük gücü haline getirmiştir. Mekke’nin fethi İslamiyet’in tüm Arabistan’a yayılmasına sebep olmuştur.



Uyarı:İslamiyet’in yayılması açısından peygamber döneminin en önemli olayları, Hudeybiye barış antlaşması ve Mekke’nin fethidir.





Huneyn Savaşı (630): Mekke’nin fethinden sonra putperest kabileler Mekke’yi geri almak için Huneyn vadisinde kuvvet topladılar. Mekke üzerine yürümeye hazırlanıyorlardı.Bu olay üzerine Hz. Peygamber ordusunu toplayarak huneyn vadisine yürüdü.Çok şiddetli savaştan sonra Putperest kabileler yanildi.Zafer kazanan İslam ordusu Bölgedeki Taif şehrini kuşattı. Ancak Taif alınamadı ve Peygamber geri döndü. Bir süre sonra Taif halkı gönüllü olarak İslamiyet’i benimsedi.



Tebük Seferi (631): Bizans İmparatoru Heraklius’un büyük bir ordu ile Arabistan’a gelmekte olduğu istihbaratı alınmıştı. Hz. Peygamber Bizans ordusunu Arabistan dışında karşılamak için ordusu ile Tebük seferine çıktı. Ancak Tebük’e gelindiği zaman haberin yanlış olduğu anlaşıldı.Bizans ordusu bölgeye gelmedi.Hz.Muhammet bir süre Tebük ve çevresinde İslamiyet’i yayma faaliyetlerinde bulundu.Daha sonra geri döndü.

Tebük seferi Hz Muhammed’in, son seferi olması açısından önemlidir.

Peygamberin seferleri İslamiyet’i yayma ve koruma amacı ile yapılmıştır.İslamiyet’ten önceki ganimet ve yağma amaçlı seferlerden farklıdır.Peygamberin bizzat katıldığı seferlere “Gaza”,Peygamberin katılmadığı seferlere ise “Seriye” adı verilir.



Veda Haccı (632): Hz. Muhammed 632’de son defa hac için Mekke’ye geldi. Kabe’de toplanan Müslümanlara peygamberlik görevinin sona erdiğini açıkladı. Peygamberin bu konuşmasına “Veda Hutbesi” denir.Veda hutbesi insan hakları açısından önemli fikirler içerir. Hz. Peygamber aynı yıl Medine’de vefat etmiştir(8 Haziran 632).



Uyarı: Hz. Muhammed yalnızca din yayıcısı bir peygamber değil, aynı zamanda bir devlet kurcusu rolünü oynamıştır. Hz. Muhammed’in kurduğu devlet,dört halife döneminde, bir dünya imparatorluğuna dönüşmüştür. İslam dini Arabistan’ın dağınık kabilelerini birleştirmiş ve dünya çapında fetihler yapılmıştır.Bu fetihler dünyanın siyasal ve sosyal düzeninde önemli değişiklikler meydana getirmiştir. İslamiyet’in hızlı yayılmasında eşitlik prensibi etkili olmuştur.





Dört Halife Dönemi Olayları (632 – 661)

Hz Muhammed’in vefatından sonra İslam büyükleri İslam devletini yönetmek üzere Hz. Ebu Bekir’i Halife seçtiler.Halife kelimesi, Arapça Haleften(Arda) gelir.Devlet başkanı manasındadır.Bu olay, Müslümanların Peygamberin kurduğu devleti devam ettirmek istediklerini gösterir.

İslam tarihinde 632-661 tarihleri arsında yaşanan döneme dört Halife dönemi denir.Bu dönemde Halifeler seçimle işbaşına getirilmişlerdir.Seçim görevini, İslam büyüklerinden oluşan bir şuura yapmıştır.Dört Halife dönemine, İslam tarihinde “Cumhuriyet devri” adı verilir.

Hz. Ebu Bekir Dönemi(632-634):



• Hz. Muhammed’in ölümünden sonra Yemen’de yalancı peygamberler ortaya çıkmıştı. Bazı kabileler İslamiyet’ten ayrılmıştı.Zekat vermek istemiyorlardı. Hz. Ebubekir, bu iç isyanları bastırarak Arabistan’da yeniden birlik ve bütünlüğü sağladı.



• Kuran’ı Kerim kitap haline getirildi.Bu olayın amacı, Kuranı kerimin bozulmasını önlemek ve İslamiyet’in yayılmasını hızlandırmaktı.



• Arabistan dışına fetih amacıyla ordular sevk edildi.İslam ordusu 634 tarihinde Bizans ordusunu, Yermük savaşında yenilgiye uğrattı.Yermük Savaşı, Müslümanların Bizans’a karşı kazandığı ilk savaş ve zaferdir. Bu savaş sonucunda Suriye’nin kapıları Müslümanlara açılmıştır.

Ebu Bekir 634 tarihinde hastalanarak vefat etti.Müslümanlar vasiyetine uyarak Hz. Ömer’i Halife seçtiler.





Hz. Ömer Devri Olayları (634 – 644):

Hz. Ömer, İslam tarihinde adaleti ve yaptığı fetihlerle tanınır.Hz.Ömer döneminde İslam orduları Bizans ve Sasani İmparatorluklarının topraklarına yöneldiler.



Hz. Ömer zamanında 636’da kazanılan “Ecnadeyn Savaşı” ile Suriye Bizans’tan alınmıştır.Bizans İmparatoru Herakleios “Elveda Suriye, düşmanlar için ne güzel ülkesin” diyerek Suriye’yi terk etti. Bizans’a karış yapılan savaşlar sonucunda 637’de Filistin’in merkezi Kudüs, 639’da El–Cezire (Güney Anadolu), 642’de Mısır ve Trablusgarp’ın fethi gerçekleşti.Müslümanlar Mısırı fetih etmekle Afrika kıtasına geçmiş oldular.Hz. Ömer zamanında gerçekleşen fetihlerle Bizans İmparatorluğu büyük toprak kayıplarına uğradı.Hıristiyanların hakim olduğu topraklarda İslamiyet yayıldı.Hıristiyanlar,Müslümanlar ve Musevilerce kutsal sayılan “Kudüs” Müslümanların eline geçti.



Hz. Ömer,Sasani devletine karşıda ordular sevk etti.Müslümanların amacı, yeryüzünde İslamiyet’i yaymaktı.Bu ideal doğrultusunda yapılan savaşlara “Cihat” adı veriliyordu. Sasanilerle yapılan savaşlar şunlardır;



• Köprü Savaşı (634): Sasaniler ile Müslümanlar arasında yapılan ilk savaştır. Müslümanlar kaybetmiştir.



• Kadisiye Savaşı (636): Savaşı Müslümanlar kazanmış ve Irak’ı ele geçirmişlerdir.



• Celula Savaşı (637): Müslümanlar Sasanileri ikinci defa yenilgiye uğratarak başkentleri Medain kentini ele geçirmişlerdir.



• Nihavend Savaşı (642): Sasanilere karşı kazanılan 3 savaştır. Bu savaşla Sasani devleti yıkılmış ve İran Müslümanların eline geçmiştir.

Müslümanların varlığına son verdikleri ilk imparatorluk sasaniler oldu.Sasanilerin yıkılmasıyla, Türkler ve Müslümanlar sınır komşusu oldular.İslam ordularının karşısına Ceyhun ırmağının doğusunda Türgişler,Kafkasya’da Hazarlar çıktılar.

Hz. Ömer, Firuz adlı bir Mecusi’nin saldırısı sonucunda hayatını kaybetti.Hz. Ömer, İslam devletini büyük bir imparatorluğa dönüştürmüştü.İslam devletini gelişmiş bir teşkilata kavuşturmuştu.Müslümanlar yüzlerce yıl Hz. Ömer’i, adaleti ile hatırladılar.



Hz. Osman Devri Olayları (644 – 656):

• Kuzey Afrika’da Tunus fethedilmiştir. Türklerle Müslümanlar arasında savaş başlamıştır. Güney Kafkasya’nın egemenliği için Hazarlarla Müslümanlar mücadele etmişlerdir.



• Hz Osman döneminde Suriye valisi olan Muaviye donanma oluşturdu.Müslümanlar bu donanma ile Kıbrıs adasını Bizans’tan aldılar. Bizans donanmasını Antalya açıklarında(Zat-üs safari savaşı) yendiler(655).

• Hz. Osman zamanında devlet yönetimi Emevi ailesinin eline geçmişti.Peygamberinde içinden çıktığı Haşimiler yönetimden dışlanmışlardırlar. Bu olay Müslümanlar arasındaki anlaşmazlıkların başlangıcını oluşturdu.

• Kuran’ı Kerim çoğaltılarak İslam memleketlerine dağıtıldı.Irakta yerel dilde yazılan Kuranlar toplatılarak imha edilmiştir.Bu olayın amacı İslamiyet’in bozulmasını önlemektir.

Hz. Osman’a karşı Mısırda isyan başladı.İsyancılar Medine’ye(Yesrip) gelerek halifeyi evinde kuran okurken öldürdüler.Hz. Osman yaşlı ve kibar bir kişi idi.Peygamberin damatlarından birisiydi.Hırslı akrabaları onun hoşgörüsünü istismar ettiler ve iktidarı ele geçirdiler.Müslümanların birlik ve bütünlüğünü bozdular.

Hz.Osman zamanında fetihlerin hızı kesilmişti.Hz.Osman’dan sonra Halifelik makamına Hz.Ali seçildi.Hz Ali, peygamberin damadı ve amcasının oğlu idi.



Hz. Ali Devri Olayları (656 – 661):

Hz. Ali Müslümanların birliğinin bozulduğu bir dönemde halife olmuştu.Hz Alinin halifeliğine,Muaviye,Zübeyr,Talha ve Hz Ayşe karşı çıktılar.Hz Ali bu liderlerle mücadele etmek zorunda kaldı.Müslümanlar arasında başlayan siyasi anlaşmazlık savaşa dönüştü.İç karışıklıklar yüzünden fetih yapılamadı.



Cemel Vakası (Deve Olayı – 656):

Hz. Ali’nin halifeliğine karşı çıkan Hz. Ayşe ve ilk Müslümanlardan Zubeyr ve Talha, Hz. Ali’ye karşı Basra tarafında kuvvet toplamaya başlamışlardı. Hz. Ali, bu liderlerin topladığı kuvvetleri Basra önlerinde yenmiştir. Müslümanlar arasındaki ilk ciddi savaş olması açısından önemlidir.



Sıffin Savaşı (657): Hz. Ali’nin halifeliğini Şam valisi Muaviye kabul etmemişti. Hz. Ali ile Muaviye arasında 657’de Sıffin ovasında başlayan savaş 110 gün sürmüştür. Savaşın sonlarında Hakemler olayı yaşanmıştır. Hakemler olayı da halifelik problemini daha da çözümsüz hale getirmiştir.



Sıffin savaşı ve Hakem olayı sonucunda Müslümanlar Şii, Harici ve Emevi olmak üzere üç parçaya bölünmüşlerdir. Hz. Ali’nin ölümü ile Dört Halife Dönemi de kapanmış ve Emevi devri başlamıştır.











Emeviler (661 – 750)



Emevi devletinin kurucusu Muaviye’dir. Muaviye halifeliği babadan oğla geçen saltanat haline getirdi. Muaviye, Müslümanlara arasındaki kırgınlıkları unutturmak için büyük bir fetih hareketine başladı. 668 ve 674 tarihinde İstanbul’u iki defa kuşattı. Fakat İstanbul’un fethi gerçekleştirilemedi.İlk kuşatma sırasında Hz. Eyüp şehit oldu.Muaviye, İran’da merkezi “Merv” olan “Horasan” eyaletini kurdu.Iraktan 50.000 Arap’ı bu yeni eyalete yerleştirdi. Müslümanlar 674 tarihinde Ceyhun ırmağını aşarak Maveraünnehir’deki Türk topraklarına girdi.Buhara,Semerkant ve Tirmiz vergiye bağlandı. Türgişler İslam ordusunun Türkistan’a doğru ilerlemesine izin vermedi.

Muaviye döneminde, İslam donanması Rodos ve Girit adalarına seferler yaptı.İslam ordusu Kuzey Afrika da ilerleyişini sürdürdü. kayravan ordugah şehri kuruldu.

Muaviye ölmeden önce oğlu Yezit’i Veliaht ilan etti.Muaviye ölünce yerine oğlu yezit Halife oldu(680).Bu olayla Halifelik saltanata dönüştü.Yezit’in Halifeliğini,Hz Ali’nin Küçük oğlu Hüseyin tanımadı.Iraklı Müslümanlar Hüseyin’i Halife yapmak istedi.Hz. Hüseyin Medine’den Irak’a gelirken, Yezit’in gönderdiği kuvvetlerce “Kerbela” da mahiyeti ile birlikte şehit edildi.Kerbela olayı sonucunda Müslümanlar arasındaki siyasi bölünme kesinleşti(Şii,Emevi ve Harici).Bu olay Emeviler’in yıkılışlarının sebeplerinden birisini oluşturdu.



Emevi Tarihinin Diğer Olayları:



• Emeviler, başkenti,Medine’den “Şam” kentine taşımışlardır.

• Emevi halifesi Abdülmelik döneminde, Kuzey Afrika’nın fethi tamamlanmış ve Atlas okyanusuna ulaşılmıştır. Abdulmelik, ilk İslam parasını bastırmış ve Arapça’yı resmi dil kabul etmiştir.

• Emevi halifelerinden I. Velid Emevilerin en başarılı halifesi olmuştur. Bu halife zamanında Müslümanlar septe boğazı üzerinden İspanyaya geçti(711).İslam ordusunun komutanı “Tarık Bin Ziyat” idi. Bu komutan septe boğazı üzerinden İspanyaya geçtikten sonra gemileri yaktırdı.Amacı ordusunun savaş azmini artırmaktı.Tarık Bin Ziyat Vizigotları 712 tarihinde Kadis savaşında yenilgiye uğratarak İspanya’ya hakim oldu.Müslümanlar bu ülkeye “Endülüs” adını verdiler.İspanyanın fethi ile İslamiyet Avrupa’da yayılmaya başladı.

Müslümanların doğuya doğru genişlemeleri de devam etmiştir. Hindistan’ın batısı ve Maveraünnehir bölgesi Müslümanların eline geçmiştir.

• Emevi Halife II. Süleyman, İstanbul’u ikinci defa kuşatmış ancak fetih edememiştir.



Puvatya Savaşı (732):Abdurrahman adlı İslam komutanı Pirene dağlarını aşarak Frank ülkesine girdi.Amacı Fransa’yı fetih etmekti.Fransa da çok sayıda şehir fetih edildi.Fakat Frank liderlerinden Şarl Martel İslam ordusunu “Puvatya” denilen yerde yendi.

Puvatya savaşından sonra Müslümanların Avrupa’daki ilerleyişleri ve İslamiyet’in yayılışı durmuştur. Pirene dağları Müslümanlarla Hıristiyanlar arasında sınır olmuştur.



Emeviler’in Yıkılış Nedenleri:

Emevi devleti, 750 tarihinde Horasanlı Ebu Müslim adlı bir Türk’ün liderliğinde çıkan ihtilal sonucunda yıkılmış ve Abbasi devleti kurulmuştur.

*Yıkılışlarının en önemli sebebi ırkçı bir politika izlemeleridir. Arap olmayan Müslümanları azatlı köle olarak görmeleri sonlarını hazırlamıştır. Ayrıca;

*Peygamber soyuna karşı yaptıkları haksızlıklar,

*Emevi Halifelerinin lüks içerisinde yaşamaları,

*Topraklarının genişlemesinden dolayı merkezi otoritelerinin zayıflaması.



Emeviler tarihleri boyunca ırkçı bir politika izlemişlerdir.Arapların ,Arap olmayan milletlerle evlenmeleri yasaklanmıştır.Arapça resmi dil ilan edilmiştir.Arap olmayan Müslümanlar azatlı köle olarak görülmüştür.Onlardan cizye ve haraç vergileri alınmıştır.Emeviler’in bu politikaları, Türklerin Müslüman oluşlarını geciktirdi.Müslümanların birlik ve bütünlüğünü bozdu.









Abbasiler (750 – 1258)



• Emevi devletinin yerine kurulmuş İslam devletidir. Başkentleri Bağdat ve Samara kentleri olmuştur.



• Abbasiler, kuruluşlarından itibaren Emevilerin ırkçı politikasını terk ederek tüm Müslümanların eşitliğine dayalı İslam devleti politikası izlemişlerdir. Bu politikanın sonucu olarak,İranlıları ve Türkleri devlet yönetimine almışlardır.



• İkinci Halifeleri Mansur’dan itibaren eski Yunan ve Helenistik medeniyetlere ait eserleri Arapça’ya tercüme etmişlerdir.



• Abbasiler, Emevilerin tüm topraklarına hâkim olamamışlardır.



• 751’de Çinlilere karşı “Talas savaşını” kazanmışlardır. Bu savaş Türklerle Abbasileri birbirine yaklaştırmış ve Türklerin Müslüman olma sürecini başlatmıştır. Abbasiler, Türk illerine karşı fetih siyasetini terk etmiştir.



• En başarılı halifeleri Harun Reşit’tir. Harun Reşit Orta Anadolu’ya kadar fetihler yapmıştır. İstanbul’u kuşatmış ancak başarılı olamamıştır.



Harun Reşit’in Frank İmparatoru Şarlman’a gönderdiği çalar saat Avrupa’da büyük hayranlık uyandırmıştır. Harun Reşit ve oğulları döneminde Türkler Abbasi ordusuna ve devlet yönetimine girmişlerdir. Harun Reşit Bizans’a karşı Avasım adı verilen sınır şehirlerini oluşturmuştur.



• Abbasi devleti 9. yüzyıl sonralarından itibaren merkezi otoritesini kaybetmişti.Eyaletleri yöneten valiler bağımsızlıklarını ilan etmeye başladılar. Ülkenin doğusunda ve batısında Tavaif-i Müluk adı verilen devletler ortaya çıktı.Bunların belli başlıları;Akşitler,Tolunoğulları,Tahiriler,Samanoğulları,Hamdaniler,Ağlebiler,Büveyhiler gibi devletlerdir. Bunlardan Şii Büveyh oğulları Bağdat’a da hâkim olarak halifeyi esir almışlardı. Bu sırada İran’da Büyük Selçuklu devleti kuruldu. Büyük Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey 1055’ten Bağdat’a girerek Büveyhoğullarına son verdi. Abbasi Halifesini koruma altına aldı.Halife Bağdat da yapılan bir törenle Tuğrul beyi doğu ve batının sultanı ilan etti. Siyasi yetkilerini Selçuklulara devretti. Tuğrul beyde Halifeyi dini lider olarak tanıdı.

Abbasi Halifeleri uzun süre Türk sultanlarının hükümdarlığını onaylayan bir dini otorite rolünü oynadılar.Türk hükümdarları İslam dünyasını yönetmede Halifenin nüfuzundan yararlandılar.

• Büyük Selçuklu Devletinin yıkılmasından sonra Abbasi Halifeleri eski güçlerine yeniden ulaşmak için mücadele etmişler ancak başarılı olamamışlardır.



• 13.Yüzyılda İslam dünyası Moğol istilası ile karşılaştı.Moğollar Harzemşahlar devletine son verdikten sonra Irak’a girdiler.Moğol İlhanlı hükümdarı Hülagu 1258 tarihinde Bağdat’ı ele geçirip Abbasilere son verdi.Moğollar son Halife El Mus’tasım’ı bir çuval içine koyup atlarının ayakları altına atarak öldürdüler.Tüm Bağdat’ı yağmaladılar.Kütüphanelerdeki kitapları Fırat ırmağına attılar.Bu olay İslam medeniyetinin duraklamasına sebep oldu.

Moğol katliamından kurtulan Abbasi ailesi üyelerinden Ahmet Memluk devletine sığındı. Memluklular Ahmet’i Kahire’de Halife ilan ettiler.Memluk sarayında Halife unvanlı kişiler 1517 tarihine kadar yaşadılar.Bu tarihte Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim Memluk devletine son verdi.Aynı yıl Halifelik Osmanlılara geçti.

Uyarı:Abbasiler, Emeviler’in ırkçı politikalarını terk ettiler.Müslümanların eşitliği politikasını izlediler.Bu olay Türklerin İslamiyet’i benimsemelerine sebep oldu. Abbasiler döneminde İslam uygarlığı zirveye çıktı. İslam Rönesans’ı oluştu. Bilim teknik ilerledi.Abbasiler, siyasi ve askeri alanda başarılı bir devlet değildir. Yeni fetihler yapamadıkları gibi,Emeviler dönemindeki toprakların tamamına da hakim olamamışlardır.En önemli askeri başarıları Talas savaşıdır.10.yy da İslam dünyasında halife sayısı üçe çıkmıştır.Abbasiler döneminde İran kültürünün İslam dünyasındaki etkisi artmıştır.







Endülüs Emeviler’i (756 – 1031)

İspanya Müslümanları Emevi ailesinden Abdurrahman’ı halife seçerek

bağımsızlıklarını ilan etmişleridir. Başkentleri İspanya’daki “Kurtuba” kentidir. En başarılı halifeleri üçüncü Abdurrahman’dır.



Endülüs Emeviler’i uygarlıkta büyük bir hamle yapmışlar ve İslam uygarlığını Avrupa’ya tanıtmışlardır. Bu devlet iç karışıklıklar sonucunda 1031’de dağılmıştır. Dağılmalarından sonra kurulan en önemli İslam Beyliği Gırnata başkentli “Beni Ahmer” devletidir. Beni Ahmer devleti 1492’de Argon ve Kastilya krallıklarının saldırısı sonucunda yıkıldı.Gırnataya giren Hıristiyan güçler Müslüman alimlerin yazdığı tüm kitapları toplayıp yaktılar.Müslümanları Hıristiyan olmaya veya göç etmeye zorladılar.Bu şartlara uymayanlar öldürüldü veya ispanyadan atıldı.Osmanlı hükümdarı 2.Beyazıt İspanya Müslümanlarına yardım için Batı Akdeniz’e donanma gönderdi.Kemal Reis idaresindeki Türk donanması İspanya Müslümanlarından kurtarabildiklerini Kuzey Afrika’ya taşıdı.Bu tarihlerde İspanyada Yahudilerde katlediliyordu.Osmanlı denizcileri Yahudilerinde binlercesini kurtarıp Türkiye’ye getirdiler.



İSLAM KÜLTÜR VE UYGARLIĞI

Genel Özellikleri:

*İslam uygarlığının temelinde Kuran’ı Kerim vardır. bu uygarlık Kuran’dan kaynaklanan birlik, akıl ve hoşgörü temelleri üzerinde yükselmiştir.



* İslam uygarlığı birçok milletin kültürünün katkısı ile olmuştur.

(Arap, İran, Türk, Hint v.s)



* İslam uygarlığının gelişmesine en çok katkısı olan Helenistik medeniyet olmuştur. Ayrıca Yunan, Mısır, İran, Roma, Türk, Çin, Hint medeniyetleri de katkı yapmıştır.



* İslam uygarlığı, Abbasiler zamanında en üst seviyeye ulaşmıştır. Abbasiler dönemindeki bilim ve teknik alandaki gelişmelere İslam Rönesans’ı denir.



* İslam uygarlığı, Avrupalılar tarafından İspanya Müslümanları ve Haçlı Seferleri sonucunda tanınmıştır. Avrupalıların İslam uygarlığını tanımaları Rönesans hareketlerinin başlamasına sebep olmuştur.



Devlet Yönetimi:

İslam devletini temellerini Hz. Muhammed atmıştır. Hicret olayından sonra İslam Devleti Medine’de kurulmuştur. Hz. Muhammed Sahife adlı anayasaya dayanarak Medine’yi yönetmiştir. Askeri, siyasi, hukuki ve dini yetkileri kendisinde toplamıştır.

İslam devletinin gerçek manada teşkilatlanması Dört Halife Döneminde olmuştur. Bu dönemde yapılan önemli yenilikler şunlardır;



* Hz. Ömer topraklar genişlediği için ülkeyi illere ayırmış ve illere valiler tayin etmiştir.

* Her ilin adalet işlerine bakacak kadılar atanmıştır.

* Hz. Ömer, mali ve askeri işlere bakan divanlar oluşturmuştur.

• Hz. Ömer, hicri takvimi düzenletmiştir(639).

• Hz. Ömer, İkta sistemini oluşturmuştur. Fethedilen toprakların vergi gelirlerini devlet adamlarına tahsis etmiştir.

Uyarı:Hz. Ömer, divan teşkilatını Sasani devletinden almıştır. Divan teşkilatı klasik şeklini Abbasiler döneminde almıştır.Abbasilerin oluşturduğu Vezirlik kurumu da Sasaniler’den alınmadır. Selçuklularda divan teşkilatını Abbasilerden almışlardır.Müslümanlar devlet teşkilatlarını oluştururken,Bizans ve Sasaniler’den faydalanmışlardır.Bu gelişmeler, uygarlıkların bir çok milletin katkısı ile oluştuğunu gösterir.Fetihler Müslümanların farklı uygarlıkları ve kültürleri tanımalarına sebep olmuştur.





.



Emeviler, Dört halife dönemindeki halifelerin seçimle iş başına gelmesi geleneğini değiştirmiştir. Halifeliği babadan Oğula geçen saltanata dönüştürmüşlerdir. Emeviler döneminde devlet toprakları aşırı genişlediği için büyük eyaletler oluşturulmuştur.



Abbasiler, vezirlik kurumunu oluşturmuşlardır. Abbasiler döneminde ülke vezirin başkanı olduğu divan adı verilen meclis tarafından yönetilmeye başlanmıştır.





Ordu:

İlk düzenli ordu birliklerini Hz. Ömer oluşturmuştur. Hz. Ömer, fetihlerin daha hızlı yapılabilmesi için Irak ve Mısır’da ordugah kentler kurmuştur (Kufe, Basra, Fustat vb).



İlk donanmayı Hz. Osman oluşturmuştur. Emeviler zamanında Bizans’ın atlı süvarileri birlikleri örnek alınarak, yeni askeri birlikler kurulmuştur. Emeviler zamanında, tüm askeri birlikler Araplardan oluşurken Abbasiler zamanında, Türkler ve İranlılarda İslam ordusuna alınmıştır.



Uyarı: Abbasilerin Türkleri ordularına almaları, Türklerin Selçuklular zamanında başlayacak İslam dünyasındaki hakimiyetlerinin zeminini oluşturmuştur. Abbasi halifesi Mutasım Türklerden oluşan ordu için Samarra kentini inşa ettirmiştir.Amacı Türk kökenli askerlerin özelliklerini korumalarını sağlamaktır. Abbasiler, Güney Anadolu’da oluşturdukları askeri şehirlere(Avasım) Türkleri göndermişlerdir. Bizans’a karşı cihat faaliyetlerini Türk askerler yürütmüştür.Türk komutanlar Abbasilerin merkezi otoritesinin zayıflamasından yararlanarak Akşitler ve Tulunoğulları devletlerini kurmuşlardır.





Dil, Edebiyat ve yazı:



Arapların İslamiyet’ten önceki edebiyatlarında şiir ve hitabet gelişmişti. İslami dönemde Siyer ve Megazi adı verilen iki yeni edebiyat türü ortaya çıkmıştır. Siyerde Hz. Muhammed’in hayatı konu edilmiştir. Megazi’de savaşları işlenmiştir. İslam edebiyatında Nesir yazısı ağırlık kazanmıştır. İslam ahlakının işlendiği Edep adı verilen eserler yazılmıştır. İslami dönemde şiir ve hitabette gelişmeye devam etmiştir.



İslami dönemde Arap dili yayılmıştır.Bir çok millet milli dillerini unutup Arap dilini benimsemiştir. Sebebi Kuran’ı Kerim’in Arap dilinde yazılmış olmasıdır. Emevi halifelerinden Abdulmelik Arapça’yı resmi dil ilan etmiştir. İslami dönemde Arapça dünyada bilim ve edebiyat dili haline geldi.



Bilim ve Eğitim:

Abbasi halifesi Ebu Cafer Mansur zamanında eski Yunan ve Helenistik medeniyetin eserleri Arapça’ya çevrilmeye başlandı. Abbasiler, bu çeviri faaliyetlerini yürütmek amacıyla Darü’l Hikmet adı verilen akademiler kurdular. Abbasiler 10. yüzyılda ilk medreseleri açtılar.



Müslümanlar, bilimleri ikiye ayırarak bilimsel faaliyetleri yürüttüler. Bunlar;

I-Akli bilimler (Fizik, Kimya, Tıp, Tarih, Biyoloji v.s.)

II- Nakli bilimler (İslami Bilimler)



İslami bilimlerin belli başlıları şunlardır;

Tefsir: Kuran ayetlerini açıklayan bilim dalıdır.

Kelam: İslam felsefesidir. Pozitif bilimlere dayanarak Kuran ayetlerinin doğruluğunu delillendirmeye çalışır.

Hadis: Peygamberin sözlerini inceleyen bilim dalıdır.

Kıraat: Kuran’ın usulüne göre okunması ile ilgili bilim dalıdır.

Fıkıh: İslam hukuku ile ilgili bilim dalıdır.

İslam dünyasında yetişen önemli bilim adamları; Kindi (İlk İslam filozofudur.), Farabi(Felsefe), İbn-i Sina(Tıp), İbn-i Rüşt(Felsefe), İbn-i Haldun(Tarih ve Sosyoloji), Gazali(Fıkıh), Cabir bin Hayan ve Razi(Kimya), Harezmi(Matematik) Biruni(Astronomi),Huneyn bin İshak(Tıp),El Battani(Mat-Astronomi), Ebu Hanife(Fıkıh),Taberi(tarih),Buhari(Hadis) v.s.



İslam dünyasında bilimsel faaliyetler Abbasiler döneminde en üst seviyeye çıkmıştır. Müslümanlar serbestçe bütün bilim dallarında eserler vermişlerdir. Bilimsel alanda ilerlemelerinin temelinde akla önem vermeleri yatmaktadır. Avrupa’da Hıristiyanlığın yayılmasından sonra oluşan skolastik felsefe İslam dünyasında görülmemiştir. Müslümanlar insanlığın medeniyet birikimini değerlendirerek Orta Çağın en ileri medeniyetini oluşturdular. Avrupalılar Müslümanların astronomi, coğrafya, tıp, matematik, kimya alanındaki çalışmalarını örnek almışlardır. Günümüzde kullanılan rakamlar Avrupa’ya Müslümanlardan geçmiştir.



Abbasiler dönemine kadar Müslümanların en önemli eğitim merkezleri camilerdir. Abbasiler medreseleri kurarak eğitim kurumlarını camiden ayırmışlardır. Medreselerde çocuklara hadis, gramer, şiir ve matematik dersleri verilirdi. İslam dünyasında üniversite karakterindeki ilk medreseyi Selçuklular açmıştır (Nizamiye Medresesi). İspanya Müslümanlarının en ünlü okulları Kurtuba Medresesi idi. Kurtuba Medresesine Hıristiyan öğrencilerde devam ederlerdi. Kurtuba Medresesinin kütüphanesinde, dörtyüzbin kitap bulunuyordu.



Hukuk:

Müslümanlar, ilk adli teşkilatı Hz. Ömer zamanında oluşturdular. Hz. Ömer en yüksek maaşı kadılara verdi. Amacı kadıların adaleti eksiksiz yürütmelerini, haksızlık yapmamaların sağlamaktı. Müslümanlar geniş kapsamlı kanunlar oluşturdular. İslam hukuku; Kuran, Hadis, icma ve kıyasa dayanılarak oluşturulmuştur. İslam devletlerinde mahkemeler bağımsız çalışmışlardır.İslam hukukunda birlik bulunmaz.Her mezhep farklı hukuk kuralları oluşturmuştur.Hanefi hukukunda Kadınlara belirli hallerde boşanma hakkı verilmiştir.Avrupa toplumları bu hukuk anlayışına ancak 19.yy da ulaşabilmiştir.

İslam devletinde gayri Müslimler medeni hukuk alanında kendi din kurallarını uygulamakta serbestti. Onlarının dini inancına karışılmazdı.Gayri Müslimler devlet yönetimine katılamazlardı.Askerlik hizmetinden sorumlu değillerdi.Devletin koruması altında ve güven içinde yaşarlardı.



Maliye:

• İlk düzenli hazineyi Hz. Ömer oluşturdu.

• İlk İslam parasını Emevi Halifesi Abdulmelik bastırdı.

• Müslümanların gümüşten bastırdıkları paralara Dirhem, altından bastırdıkları paralara Dinar adı verilmiştir.

• İslam Devletlerinin hazinelerinin gelir kaynağını oluşturan vergi çeşitleri şunlardır;

–Zekat: Zengin olan Müslümanlar gelirlerinin %2,5’ini devlete verirlerdi. Devlette bu vergiyi fakir Müslümanlara dağıtırdı. Abbasiler zekatı vergi olmaktan çıkarmıştır.

–Öşür: Müslümanların, tarım ürünlerinden verdikleri vergidir.

–Haraç: Gayrimüslimlerin tarım ürünlerinden verdikleri vergidir.

–Cizye: Sağlıklı olgun gayrimüslim erkeklerden yıla bir defa alınan vatandaşlık vergisidir.

–Ayrıca gümrük vergileri, savaş ganimetleri her türlü resmi işlemden alınan vergilerde hazineye girerdi.



Ekonomi:

İslam devletlerinin zenginliği temelde ticarete dayanmıştı. Yapılan fetihler Müslümanları İpek ve Baharat yolunun geçtiği topraklara hakim kılmıştı. Bu ticaret yollarının Müslümanların eline geçmesi İslam dünyasını kısa sürede kalkındırmıştır.



İslam devletlerinde sanayi özellikle Suriye’de gelişmişti. Suriye’de kağıt, seramik, cam, dokuma ve parfümeri sanayileri gelişmişti.



Tarım Mısır, Irak ve İran’da gelişmişti. Müslümanlar, Abbasiler zamanında ilk defa çek ve senedi kullanmışlardır. Abbasiler zamanında sarraflar bankacılık görevini üstlenmişlerdi. Müslümanların çek ve senedi kullanmaları ticari hayatı canlandırmıştır. Çek ve senet Müslümanlardan Avrupa’ya geçmiştir. Avrupalılar şeker fabrikalarını kağıt fabrikalarını Haçlı Seferleri sırasında tanıdılar.



Sanat:

İslamiyet’ten önce Arabistan’da yaşayan toplulukların önemli bir mimari kültürleri yoktur. Ancak, İslami dönemde Müslüman Arapların mimarileri bütün dünyaya örnek olacak seviyeye çıkmıştır. Bu olay Müslümanların fethettikleri ülkelerin kültürlerinden etkilenmelerinin bir sonucudur. Suriye’de Roma ve Bizans,Mezopotamya’da Sasani ve Nasturi,Mısırda eski mısır sanatının eserleri Müslümanlara örnek olmuştur.



İslam Mimarisi, Emeviler zamanında Hıristiyan sanatı ile boy ölçüşecek hale gelmiştir.Abbasiler zamanında ise İslam mimarisi Hıristiyan Mimarisini geçmiştir. İslam sanatı değişik kültürler ve değişik iklimlerin etkisi ile farklı boyutlarda gelişmiştir. Yani İran’da gelişen İslam sanatı ile Mısır’da gelişen İslam sanatı aynı özellikler göstermez. En çok gelişen sanat dalı mimaridir. İslam devletlerinden kalma önemli Mimari eserler şunlardır;



Mescid-i Aksa Cami, Emevi Cami, Elhamra Sarayı, Kayravan Cami, Kubbet-üs Sahra Cami, Kurtuba Camileridir.



İslam sanatının gelişmesinden Helenistik dönem sanatının önemli etkileri olmuştur. İslam mimarisinde çini kullanılması Türkler aracılığı ile olmuştur. Müslümanlar mimari eserlerinde hat sanatını kullanmışlardır. Hat güzel yazı sanatıdır.Hat sanatının yanında ciltçilik de gelişmiştir. Ayrıca Arabesk adı verilen süsleme sanatı da gelişmiştir. Arabesk sanatının bir adı da Ebru sanatıdır. Müslümanlar süslemede hayvan ve insan motifini az kullanmışlardır. Bitki ve geometrik motifler daha çok kullanılmıştır. İslam sanatında resim ve heykel gelişmemiştir. Bu alanda çok az eser yapılmıştır.

Emeviler tarafından yaptırılan Kasr-ül Hayr ve Abbasilerce yaptırılan Balkuvara sarayları resim,kabartma ve heykellerle süslenmiştir.Bu olay yerel kültürlerden etkilenmenin doğal bir sonucudur.

İslam sanatı tek bir millete mal edilemez.Evrensel özellikler gösterir.İslam sanatının gelişmesinde tüm Müslüman milletlerin katkısı bulunmaktadır.İslam Mimarisi Hıristiyan mimarisini etkilemiştir.Müslümanların Minare yapmaları Hıristiyanlarında çan kulesi yapmalarına neden olmuştur.Orta çağda Avrupa’da Gotik tarzında yapılan mimari eserlerde İslam mimarisinin etkileri görülür.

--------------------------------------------------------------------
Bir önceki konumuz olan «9.sınıf islamiyetten önceki türk tarihi» konumuzunda ilginizi çekeceğini düşünerek incelemenizi tavsiye ederiz.